fotoğraf-522 yaş sendromunun doruklarında olduğumuz, bir günün diğer günü tutmadığı günler ve haller içindeyiz. Avaz avaz “bezim değişmesinnnnn!!”, “Pijamayla okula gideceğim!!” diye evin içinde ordan oraya koşturduğu, bazen kızdığımız bazen de gülümsememize engel olamadığımız eşsiz zamanlar.

2 yaş sendromuyla nasıl baş edeceğinize dair ipuçlarına çok sık rastlayamacağınız ‘2 yaş sendromu’ yazıma hoşgeldiniz.

Evet saçı başı dağıttım bir kolumda afrikalı kadınlar gibi belime dayadığım oğlum, diğer elimle yemek yaptığım günler olmuyor değil. Zor mu evet çok zor.  Peki keyfi? Çok mu evet çok! Öncelikle sıkıntı yaptıkları konuları 2 dakika sonra unutuyor olmaları kadar hayatta tatlı, naif bir şey olabilir mi diye düşünüyorum.. Dünyada kaç tane İNSAN bu kadar temiz kalmayı becerebilmiştir. Kendi ufak dünyaları için o çok önemli pijama itiraz anı aslında ne kadar tatlı.

Para, kariyer, yalan ve riyakarlığın kol gezdiği biz yetişkinlerin dünyasının yanında oldukça ufak ve masum kalıyor itirazları.  Evet sanırım bu noktada tecrübeyle sabit bir bilgi vermek istiyorum; Savaşmayın sevişin! Evet savaşmayın çocuğunuzla HAYIR dediği şeye EVET demeyin. İtiraz ettiği şeyde bile çok emin olmayan sadece itiraz etmiş olmak için, BEN de burdayım. BENİM DE isteklerim, istemediklerim var diye çırpınan bu minik insan yavrusuyla tartışmayın. Çünkü geçecek, geçiyor..

Size zor anları yaşatan o yavrunun 10 dakika sonra yatağında uyuduğu anı getirin aklınıza. Kimsenin kötülüğü ve zararını asla istemeyecek hatta elinde olsa sizi bile asla kızdırmak istemeyecek bir canlı. Sizin yavrunuz, canınızdan bir parça!

Sizi koşulsuz şartsız seven bu masum ama 2 yaş sendromlu bebeğinizi kim bilir kaç kere seyrettiniz uykusunda. Uyurken tatlılık için de izlediğiniz uyanır gibi olduğunda “AMAN TANRIM UYANACAK GALİBA, UYANMASIN!!!” diye hangimiz korkuyla panik yapmadık ki…

Canım oğlum.. Kirpiğinin her bir teli için dünyaları birbirine katacağım kıvrık saçlım. Bir gün bugünler geçecek. Doğduğundan beri öpe öpe bitiremediğim o ayaklarına giydiğin ayakkabılar benimkilerinin yanında kocaman kalacak. O zaman da belki kapıları vuracak, bazen bana kızacaksın ve seni hiç bir zaman anlamadığımı söyleyeceksin. Ben ise sana her ne dersem diyeyim akşam yatağıma yatıp da tavanı izlerken gülümseyeceğim. Aynı şeyleri, tıpkısının aynısını kendi anneme yaptığımı ve aslında o an çok önemli gibi gözüken birçok şey için onu nasıl kırdığımı ve hatta bazen de ona nasıl gençliğini hatırlatıp gülümsettiğimi hatırlayacağım. Yatağımdan kalkacağım ve gene usulca kapını açarak parkelerin çatırdamadığına emin olduğum o noktalara basarak yanına geleceğim, çatık kaşlarının yumuşadığı uykunda ağır ağır inip kalkan göğsüne bakıp doğduğun günden beri olduğu gibi gene şükredeceğim. Doğduğun günden beri babanla sırayla yaptığımız nefes kontrollerini, ateşli günlerinde uyumadığımız, iyi ve mutlu olman için hayatımızın sonuna kadar çırpınacak annenle babana kızdığın için bir gün senin de baba olduğunda aynı gülümsemeyle evladının üstünü örteceğini düşüneceğim.

Benim 2 yaş sendromu ile yazacağım şeyler şimdilik bu kadar. Kim bilir belki ileride daha az duygusal olduğum bir anda başka şeyler de yazarım..

İyiki 2 yaş sendromu yaşayabilen bir evladım/evladınız var. Çok şükür.

Bebeğinize kocaman sarılın, sevin.. Bu zamanların tadını çıkarın. Geçecek, geçiyor, en azından öyle diyorlar 🙂

Sevgiler,

4 Yorum Var

  1. sabah sabah ağlattınız beni..çok güzel yazmışsınız..sürekli herşeyden şikayet etmeyi bırakıp hayatın tadını çıkarmak gerekiyor..iyisiyle kötüsüyle

  2. Sonunda aylardir yazi yazi diye beklerken bu kadar vurucu olmasaydi gece gece aglatmasaydi iyiydi ama enfes bin kere şükür gozlerimiz koca koca delikanli adam olduklarini gorsun ..

  3. Bu sendromun tek çaresi sabır başka yok sabırla konuşmak, anlatmak, seçenek sunmak…. DİNLEMESE BİLE… aksi halde bir kara delik gibi sizi içine çekiyor.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.