2.5 senedir blog yazıyorum ve 2.5 senedir oldukça aktif olarak sosyal medyada varım. Peki bu var olduğumuz ortamın uzaktan gözüktüğü kadar nezih ve huzurlu olduğunu mu sanıyorsunuz? Çok yanılıyorsunuz! Hayatım boyunca kadının çok olduğu yerlerden hep kaçmışımdır. Aksi gibi de ben bir halkla ilişkiler uzmanıyım. Ajanslar, kurumsal ilişkiler gibi şirket ve departmanları bünyesinde oldukça fazla kadın barındırır. “Bir kadına en büyük kötülüğü ve yaralamayı gene bir başka kadın yapabilir” felsefesinden yola çıkarak, bu ortamları oldum olası sevmedim. Fakat malesef sosyal medya hesapları herkesin birbirine sataştığı, laf attığı, iftira attığı, çekemediği, kıskandığı ve bunu da göndermeler yazarak ilan ettiği platformlar haline geldi. Yazık. Keşke bunlara harcadıkları enerjileri daha faydalı şeyler yapmaya harcasalar. Ben de bu hataları yapmadım mı? Yaptım. Kıskanmadım mı? Mutlaka kıskanmışımdır. Bir insan mutlaka hayatta hatalar yapabilir fakat önemli olan sonunda iyi yola girmek, yanlışlarını görüp sonunda daha doğru bir insan olabilmektir.

Bizler buralara nasıl geldiğimizi unuttuk. Bizleri takip eden birçok kadında kendini bu heycanlı atışmalara kaptırarak ellerinde çekirdekleri tenis maçı izler gibi bir sağa bir sola bakıp, kah klavye kahramanlığı yaparak kah fan olmanın ötesinde tarikat üyesi gibi fanatizm sınırlarını zorlayan davranışlarla ortamı daha da kirli bir hale getiriyorlar. Bizler, blogger anneler olarak birçok anneye yol göstermeye çalışıp, araştırmalar yaparken ve çok daha faydalı bireyler olmaya çalışırken veya sadece o an sırf canımız birşey paylaşmak istiyor diye görseller/yazılar post ederken kendimizi bir an da bu kaosun içinde bulduk. Peki neden? Bir başkasının yaptığı atölye çalışmaları neden bir başkalarını bu kadar gerdi, neden konan fotoğraflar, filtreleri, artan takipçi sayıları bu kadar çirkinleşmemize/çirkefleşmemize sebep oldu? Güzel, estetik, göze hoş gözüken şeyler paylaşılmaya çalışıldıkça neden sinirlenir olduk? Zengin olmanın out, orta halli olmanın in olduğu bir noktaya biz nasıl ve neden geldik? Hani hepimiz önce insan sonra anneydik?! Hani bizim ortak noktalarımız evlatlarımızdı. Para-pul, saç-baş, filtre, takipçi sayıları arasında kaybolduk. Vahh bize vah…

Onun kaşı, bunun gözü, şunun elbisesi, saçı derken yavaş yavaş asıl meseleden uzaklaşıyoruz. Allah aşkına durdurun artık bunu!! İnanın çok komik gözüküyorsunuz ve ben sizin yerinize utanıyorum. Hadi bazılarınızın yaşı ufak, peki geri ya kalanlarınız?! 30-35-40 yaşına gelmiş koca kazık kadınlar ortaokul yıllarınıza mı doyamadınız? Unutmayın ki eğer hakkınızda çok fazla konuşulunuyorsa bir yerlerde mutlaka bir şeyleri doğru yapıyorsunuzdur.. Sadece konuşanlar değil, hakkında konuşulanlarda bu yazıyı okuyacak biliyorum.. Sen yolundan vazgeçme arkadaşım, yolun her neyse o doğru olan..

Son olarak da dostlarım her zaman söylerim; “Önemli olan birşeye üzüldüğünde, kızdığında veya dedikodu yapmak istediğinde karşında seni dinleyen veya omuz olmak isteyecek kişileri bulmak değil, asıl önemli olan başarılarında seni en önde alkışlayacak dostları bulabilmektir.”

Sevgiler,

Beril Bayındır

NOT: Bu yazı 1 hafta içinde kendi kendini imha edecektir 🙂

 

1 Yorum Var

  1. o kadar haklısın ki sevgili beril her kelimene aynen ya demekten kendimi alamadım.meyve veren ağaç her zaman taşlanır bu böyle.ama bence en güzeli o tarz insanlara hiç cevap vermemek.çünkü verdiğin cevabı da anlayacak kapasiteleri yok olsa zaten abuk subuk yorumlarda bulunamazlar.yolun açık olsun aynen devam sevgiler

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.