Herkesin çok konuştuğu bu konuyla ilgili yazmaya başlarken herkesin önyargılarını bir kenara koyarak okumasını istediğimi belirtmek isterim. Hatta herşeyin başında sanki blogumun ilk yazısını yazıyormuşum gibi yazacağım.

Merhaba Ben Beril Bayındır. Mayıs’ın 30 unda ılık bir bahar günü öğleden sonra akreple yelkovan tam düz bir çizgi olduğunda yani saat 3 e çeyrek kala dünyaya gözlerimi açmışım. Bazen keskin inişleri bazen de ayaklarımı yerden kesecek kadar mutlu olduğum anlar biriktirdim hayatta. Annem İzmir Amerikan Mezunu başarılı, kariyer sahibi, çalışkan, aşırı kibar (babama hayatı boyunca söylediği en ağır söz ‘odun’ olmuştur ve kendisi laf aramızda hala bunun aşırı kaba bir kelime olduğunu düşünür), kırılgan bir bayandır. Babam ise annem ne kadar durağansa oda o kadar uçarı, heycanlı, maceraperest, yeni işler yeni markalar yaratmaktan keyif alan, çok defa evlenip boşanmış, fakat ömrünü geçireceği kadınla geç de olsa tanışmış, aşk dolu, sohbeti hoş bir adamdır. Bu yazımda özellikle babamın üzerinde durmak istiyorum. Şimdi ismini tek tek söylemeyeceğim fakat hepinizin bildiği sayısız yaratmış olduğu markaların yanında benim yazdığım yazıyla direk olarak ilgili olan 2000 yılında kurmuş olduğu City Farm’dan bahsetmek istiyorum sizlere. Şimdi bunları yazarken marka adına kafa yorduğumuz, logosuna ciddi beyin fırtınaları yaparak karar verdiğimiz bizim için yeri çok başka (ki babam bir profesyonel olarak hiçbir zaman markalarıyla duygusal bir bağ kurmaz) bir markadır.

Babam Avrupa’da organik gıda üzerine yapılan fuarlara gittiğinde ve bu işe olan heycanını anlattığında Türk olduğunu anlayıp sadece gülmüşler. E ne de olsa hangi ülkede arz-talep nedir konusuna oldukça hakim kişiler. Babamı bu tepkilerin hiçbiri yıkmamış ve Türkiye’ye geri döndüğünde belkide aylarca, yıllarca sürecek bir Anadolu seyahatine çıkarak doğru koşullara sahip dünyanın en önemli sertifika şirketlerinden biri olan IMO ile birlikte yollara düşmeye ve standartlara uygun topraklara ve çifçilere ekolojik sertifika verilebileceği ile ilgili çalışmalara başlamaya karar vermiş. Ha bu arada dikkatinizi çekmek isterim ki o yıllarda henüz Türkiye’de ekolojik tarım yasası henüz YOK! Babam öncelikle ekolojik yasanın çıkmasına öncü olmuş sonra tüm projelerini yavaş yavaş hayata geçirmeye başlamıştır.

Peki tüm bunları nasıl yapmış? Anadan babadan mı zenginmiş benim babam? Butik birşeyler yapiyim demiş de öyle mi çıkmış bu yollara? Benim dedem memur babaannem terziymiş. Yani anlayacağınız dededen kalma hanlar hamamlar yok. Babam 18 yaşından beri tabir-i caizse eşekler gibi çalışır. Senelerce 2 gün tatile gitmediğini haftanın 7 günü çalıştığını bilirim. Ona gore, sonra da bizlere öğrettiğine göre zaten para ancak öyle kazanılır. Peki şimdi ben neden size bunları anlatıyorum? Daha o yıllarda kimse organik nedir bilmezken biz evimizde babamın fuarlardan getirdiği sağlıklı atıştırmalıkları, organik besinleri tüketirdik. Sonra ilerleyen yıllarda da şöyle rengarenk kusursuz şekilli hani şu bazı mutfak masalarının ortasında duran çanakta yer alan plastikden fakat şahane parlak gözüken meyveleri yemeyeli yıllar olmuş olabilir 🙂 Diyeceğim o ki sağlıklı gıda dedin mi bizim ailemizden fazla bilgi sahibi insan sayısı 2 elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Sayısız yere konuşmacı olarak giden, konuyla ilgili eğitimler veren Murat Denizel yani babam bugünlerde 18. IFOAM Organik Dünya Kongresinde konuşmacı olmaya hazırlanıyor. Bu yüzden öncelikle kimseden sağlıklı beslenme hakkında ne bir öğüt ne de bilgi duymak konusunda hiç hevesli değilim. Zira ömrüm zaten bunun içinde geçti 🙂

Şimdi bugünlere dönelim.. Ben 2.5 senedir www.berilbayindir.com un yazarıyım. Bu etkinliğe gitmeden önce Cheetos, Lays veya o tarz cipsler benim için (ki bunu etkinlikte yetkili kişilere de söyledim) parlak renkli ambalajlarının arkasına saklanan çocukları kandırmaya çalışan içinde sayısız kötü gıdalar barındıran paketlerdi. Böyle düşünmemin sebebi belki aile geçmişim, belki yaptığımız işler, belki de Kuzey doğduğundan beri ona sadece organik yedirmiş olmam, belki de kurabiyelerini bile evde pişirmemden kaynaklanıyordur. Genel olarak paketli gıdalarla pek aram yok. Sandınız ki veya şöyle söyliyim sanıyorsunuz ki ben size aslında Cheetos’un size ne kadar sağlıklı olduğunu anlatacağım, bilgisayar, telefon veya tabletinizin başından kalkın koşun ilk bakkala, markete gidin bir cips alın onu da bir güzel çocuğunuza yedirin diyeceğim!??? Arkadaşlar tabiki bir cips asla bir meyve olamaz! Fakat şimdi gelelim (bir takipçimin kullandığı ve çok beğendiğim) romantic/iyimser modumuzdan çıkarak hayatlarımızın gerçeklerine. Bu etkinliğe gittiğimden beri takipçilerimden onlarca mail aldım. Çocuğunun yaşı 7 ve üzeri olan anneler yazımı heycanla beklediklerini. Ne kadar sakınırlarsa sakınsınlar çocuklarının bu gıdaları tüketmelerine engel olamadıklarından bahsettiler. Şimdi sorarım size; Türkiye’de kaç tane çocuk cips ASLA yemiyor? Bu arada lütfen cips ile sınırlandırmayın. Gofret, jelibon, sakız tüketmiyorlar? Fakat sizi temin ederim ki hayat o kadar toz pembe değil. Tabiki eline kendi rızanızla “al bebeğim ye” demeyeceğiniz ama mutlaka dışarıda yiyebileceği bu gıdalarla ilgili 3 maymunu oynarak iyi veya kötü içeriği hakkında bilgi sahibi olmaktan kaçmak daha mı iyi? “Aman canım neyse nasıl olsa kötü birşey hepimiz bunu biliyoruz” deyip içeriğini ve üretim aşamalarını öğrenme fırsatını geri çevirecek anne mantığına gerçekten çok üzülüyorum. Ama allahtan şu an o annelerde bu yazıyı okuyor da en azından bilgi sahibi olabilecekleri için seviniyorum.

Bu buluşmanın en güzel bölümlerinden biri tabiki Ayşe Arman’dı. Çocukluğumdan beri hayran olduğum bu harika gazeteci bir de bizlerle tek tek röportaj yaptığında çok mutlu oldum. Yerine konmayacak, harika bir deneyimdi. Bu şahane gün için emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

IMG_0364 IMG_0384 IMG_0435

Öncelikle ister Cheetos yapmış olsun, ister organik bir firmanın projesi olsun, benim gerçekten çok beğendiğim bir projeleri var. İsmi “GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezleri”.

PepsiCo Yiyecek Türkiye Genel Müdürü’nin yazısından alınmıştır;

“……İlk ikisini 2003 yılında GAP İdaresi’yle birlikte Batman ve Nusaybin’de kurduğumuz merkezlerimizden elde ettiğimiz başarılı sonuçlar bizleri hızla yeni merkezler açmaya yöneltti. İki yıl içinde Batman, Adıyaman, Gölbaşı, Ömerli merkezlerimizin açılmasıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sayımız 5’e ulaştı. Merkezlerimizin ulaştığı bu noktadan aldığımız güçle bir merkez de fabrikamızın bulunduğu Kocaeli Suadiye’de açtık. 2006 yılından sonra devreye giren Silvan, Hilvan, Kilis, Siirt ve son olarak da Kızıltepe ile GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezlerimizin sayısı 11’e ulaştı. GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezleri ile okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklarımızın hem ders çalışabilecekleri, hem de sportif, kültürel ve sanatsal faaliyetlerle uğraşabilecekleri ortamlar yaratmaya çalıştık. Çocuklarımız için daha pek çok şey yapılabileceğinin bilincinde olarak yürüttüğümüz ve uzun yıllar devam edeceğini umduğumuz projemiz ile gurur duyuyoruz.” 

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı, Sadrettin Karahocagil’in ise projeyle ilgili söylediklerini sizlerle paylaşmak istiyorum;

“….GAP Bölgesi’nin nüfusu oldukça genç ve dinamik bir yapoya sahiptir. Bölge nüfusunun %39’unu 0-14 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çocuk sayısının fazlalığı, eğitimde ve çocuklara yönelik diğer hizmetlerde yetersizliklere yol açmaktadır. Çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimllerinin en hızlı olduğu 0-6 yaş arası dönemdeki gelişmeler daha sonraki dönemlerini büyük ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle okul çağındaki çocukların yanı sıra okul öncesindeki çocuklara da eğitim fırsatları yaratılması gerekmektedir. Yoksul ve eğitimsiz hanelerde yaşayan çocuklar okula devaö edebilseler bile ders çalışabilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri uygun ortam olmadığından yeterince ders çalışamamakta; bir kısmı da erken yaşta hayata atılmak zorunda kalmaktadır.

Bu gerekçelerle ve çocuklarımızın zihinsel, sosyal, bedensel be bilişsel gelişimini desteklemek amacıyla İdaremiz “Çocuk gelişim Merkezleri Projesi” ni geliştirmiş ve Proje, PepsiCo ile işbirliği içinde 2003 yılında hayata geçirilmiştir. Proje kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 11 adet “GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezi” açılmıştır, bu Merkezler aracılığıyla yaklaşık 22.000 çocuğa ve bu çocukların ailelerine ulaşılmıştır.

PepsiCo ile yürttüğümüz bu Proje, gerek çocukların durumlarının iyileştirilmesi ve eğitimde başarılarının artırılmasında, gerekse kamu-özel sektör işbirliği ile sosyal sorunların çözümüne yönelik yapılan ortak çalışmalar konusunda da önemli bir deneyimdir.”

Peki nedir bu Projenin detayları?

“Büyük şehirlerde çocukların sosyal anlamda gelişmeleri sağlayan pek çok özel ve resmi kurum vardır ama bölgemizde malesef yok. Buradaki tek özel eğitim kurumu dershaneler. Dershanede çocuk ancak akademik yeterlilik alabiliyor, o da parayla, eh bakarsanız bölge zaten dezavantajlı. Sonuçta GAP-Cheetos Gelişim Merkezlerinde çok amaçlı bir eğitimi hedefledik. Buraya devam eden çocuk hem dersleri ile ilgili olarak, gireceği sınavlara yönelik eğitimini ücretsiz alacak, hem de sosyal alanda, sporda, sanatta bir yeteneği varsa kendini geliştirebilecek ve yönlendirilebilecek. Bu bağlamda baktığımızda bir merkeze ortalama yıllık 200 kişi kayıt yaptırır onlar sene başından sene sonuna kadar düzenli olarak gelirler, bu bizim resmi mevcudumuzdur. Ancak merkezlerimizden aslında bu sayının çok üstünde çocuk yararlanır. Açık kapı programları dediğimiz etkinliklerimize kayıt yaptırmamış pek çok çocuk katılır. Böylelikle kayıtlı öğrencilerimizin 3-4 katı öğrenciye ulaşmış olur.”

Proje Koordinatörlerinden Ali Çiçin ise GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezi ile başlayan sürecin sadece çocuk gelişimini sağlamakla kalmadığından bahsetti:

“Çoğu kez çocuğu ile birlikte okuma yazması olmayan annesi de merkezimize gelir, bu bizim için en büyük artı olur, hijyen, vatandaşlık, ana-çocuk sağlığı, kısacası anne eğitimlerini de gene bizim merkezlerimizden alabilirler. Bir diğer avantajımızda şudur, bizim diğer 3 büyük projemiz daha var: ÇATOM, Gençlik ve Kültür Evleri ve Çocuk Okuma Odaları. Bu çalışmaları ile birbiriyle entegre halde yürüttüğümüz için, GAP-Cheetos Çocuk Gelişim Merkezi ile başlayan eğitim süreci içinde çocuklarımız yaşları ilerledikçe ihtiyaca göre birinden diğerine geçiş yapabilirler, ayrıca aile içindeki diğer bireyler de yürüttüğümüz çalışmalara dahil edebiliyoruz. Sonuçta çocuğa, gence, anneye katkılarımız adeta bir yelpaze gibi açılarak, artarak devam etmektedir. İstatistiki veriler açısından incelendiğinde bölge insanımıza gerek eğitimleri gerekse sosyal gelişimleri açısından çok ciddi bir katkı sağlamakta olduğumuz görülebilir.”

Cipsin çocuklar tarafından yenilmesini çok desteklemesem de yapmış oldukları projeler ülkemize katkı sağlayan çocuklarımızı bir adım daha ileri götürecek çalışmalar. PepsiCo yu bu çalışmalarından dolayı kutluyor başarılarının devamını diliyorum.

Şimdi yazacaklarım ise etkinlik sırasında aldığım notları içermektedir. Benim doğru veya yanlış buyduğum desteklediğim bilgiler değildir. Zaten gıda mühendisi de değilim laboratuarıma sokup da üzerinde deneyler yapmadım. Düz bir vatandaşın ürün içerikleri ile ilgili dinledikleri ve almış olduğu notlar buyrun aşağıda;

Öncelikle Cheetos ürünlerinin hiçbiri kızartılmıyor sadece fırınlanarak üretiliyor.

Cheetos, yüzde 100 mısır irmiğinden, koruyucu katkısı içermeden üretiliyor. Bitkisel yağ kullanılarak, kızartılmadan, fırınlanarak hazırlanıyor.

  • 2007 yılında tamamıyla fırınlanmış ürünler portföyünü oluşturuldu.  Cheetos aynı sene içeriği yüzde 25 daha az yağlı ve yüzde 10 oranında yulaf unundan oluşan lif kaynağı Cheetos Yıldız’ı beğeniye sundu.
  • 2008 yılında doymuş yağda önceki seneye ilaveten yüzde 40 azalma, toplam doymuş yağ oranında ise yüzde 80 azalma sağlamış. Ayrıca yüzde 80 daha az doymuş yağ ve nohut unundan üretilen protein kaynağı Cheetos Halka’yı üretmiş.
  • 2009 yılında, protein ve lif kaynağı olan, yüzde 25 daha az yağlı Cheetos Sweetos’u sunmuş.
  • 2011’de Cheetos’ta sodyum yüzde 25 azaltılmış. 2011’de başlayan Cheetos ürün iyileştirmesi Cheetos Biftek, Cheetos Peynir Ketçap ve  Cheetos Süt Mısır olmak üzere 3 ürün bazında gerçekleştirmiş. Bu 3 üründe de 2013 yılının sonuna dek toplamda yüzde 40 oranında sodyum azaltılmış.

Sonuç olarak,

ü  Doymuş yağ konusunda Cheetos ile global hedeflere göre şu anda olabilecek en iyi noktada yani hedefi gerçekleştirmiş durumdalar.

ü  Cheetos markasında 2007’den bu yana yüzde 80 daha az doymuş yağ kullanılıyor.

ü  Tüm Cheetos’lar kızartılmadan sadece fırınlanarak üretiliyor.

ü  Paketler içerisinde hiçbir şekilde herhangi bir koruyucu madde içermiyor.

ü  Cheetos ürünleri Türkiye sınırları içerisinde tedarik edilen mısırlardan üretiliyor.

Cheetos’un üretiminde mısır kullanıldığı için, bu konudaki standartlar ve hassasiyetlerden de bahsetmek isterim.

PepsiCo sözleşmelerinin en önemli maddelerinden biri, “Mısır”, “Mısır İrmiği” ve “Cin Mısır”ın GDO’suz olmasıdır. Bunun için analiz sertifikası ve deklarasyon ile belgeli olmayan kaynaklardan mısır alımı yapılmıyor.

Ham madde alımları, Türkiye Tedarikçi Güvenliği Programı onaylı tedarikçilerden; şeffaf maliyet fiyatlandırma modeli ile fabrika teslimi şeklinde yapılıyor. Ayrıca kesintisiz ve sürdürülebilir kalitede mısır tedariki için, her yıl AIB denetimleri ile silo, ekipman ve sistemlerin kontrolü gerçekleştiriliyor.

Türkiye’de mısır ekimi büyük oranda Çukurova’da olmak üzere, genellikle Güney ve Güneydoğu Anadolu’da (Adana, Hatay, Şanlıurfa) yapılıyor. Anlaşmalı ve  güvenilir tedarikçi firmalardan yılda 20 bin ton tohum alımı gerçekleştiriliyor. Bu alımlar, 2012 yılına kadar tek mısır çeşidi üzerinden devam etmekteyken, 2013 yılından itibaren alternatif çeşitler de portföye dahil edildi.

Mısır irmiği, Çukurova başta olmak üzere, genellikle Adana, Hatay, Şanlıurfa gibi Güney ve Güneydoğu Anadolu illerinde; ayrıca Manisa ve İzmir’de yetiştirilen mısırlardan elde ediliyor. Mısır irmiğinin herhangi bir çeşitten üretilmesi ile ilgili bir şart olmasa da uygun nem oranında hasat edilmesi ve belli bir yağ oranına sahip olması gerekiyor.

Mısır irmiği, Cheetos ürününün ana ham maddesi olup, öğütülmüş şekilde alınarak kullanılıyor. Yıllık yaklaşık 14 bin ton irmik alımı yapılırken, bu miktar yüzde 50 randıman ile yaklaşık 28 bin ton mısırdan elde ediliyor.

Türkiye’de sınırlı sayıda çeşidi bulunan cin mısır ise Çerezza popcorn ürününün ana ham maddesi olarak kullanılıyor ve yıllık yaklaşık 1000 ton alım yapılıyor.

 

Sevgiler,

Beril Bayındır

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.