Hepimiz çocuğumuzu/çocuklarımızı elimizden geldiği kadar en iyi şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz. Bunun için okuyor, araştırıyor ve sık sık etrafımıza sorular soruyoruz. Hatta ben sadece tecrübelerini ve öğrendiklerini yazan bir blogger olarak bile bir çok soruya maruz kalıyorum. Bu gibi durumlarda da mailleri işin uzmanlarına yönlendiriyorum.

Kuzey’e 1.5 sene boyunca bakan, aralarında çok özel bir bağ olan Gül ablamız 4 ay önce bir beyin kanaması geçirdi. Hala hastanede yatıyor dualarımı onunla.. Bir an önce sağlığına kavuşmasını ve aramıza katılmasını çok istiyoruz.

Gel gelelim bu durumun bizi nasıl etkilediğine. ilk 2-3 gün Kuzey her çalan kapıya “Güüüüül!!” diye koşarak gitti. Peki bizler ne yaptık? Hiçbir zaman adını yüksek sesle söylemedik, Gül’ü Kuzey’e unutturmaya çalıştık, onu korumaya çalıştık.. Ya da en azından koruduğumuzu zannediyorduk.

Bir süre önce Klinik Psikolog Pınar Mermer ile bi araya geldik. Sohbet ederken kendisine bu durumu anlattım. Önce inanamadı ve benden böyle bir yaklaşımı hiç beklemediğini söyledi. Ve sonra olması gerekenleri anlattı…

“Beril’cim bir çocukta güven duygusu 0-3 yaş arasında en doğru şekilde oturmuş olmalıdır. Bu da şu demek oluyor; Kuzey’e 1.5 senedir bakan, anlattığına göre birbirlerini çok sevmiş bu iki kişi ani bir rahatsızlık sonucu artık görüşemiyorlar. Peki bununla ilgili siz Kuzey’e ne söylediğiniz?”

Hiçbir zaman mükemmel bir insan olduğumu düşünmedim, hele hele de kusursuz bir anne olmadığımı hatta dünyada böyle bir kavramın olmadığını düşünürüm. Fakat sevgili Pınar bana o soruyu sorduğunda kulaklarım uğuldamaya kısacık süre içinde aklımda onlarca soru işareti oluşmaya başladı. Kuzey doğduğundan beri onu büyük bir insan gibi davranmış, her konuda ona fikirlerine, isteklerine saygı duymuş bizler böyle bir konuda nasıl bu hataya düşmüştük. Birazdan ağzımdan çıkacak olanlar bugüne kadar ki davranışlarımla ters düşüyordu!

“Hiç birşey. Açıklasam da 19 aylık bir bebeğin bizi anlayacağını düşünmedim. Onu korumaya çalıştım, daha doğrusu korumaya çalıştığımı sanıyordum!”

Tam anlamıyla yıkılmıştım. Ama kendimi hızlıca toparladım ve zararın neresinden dönülürse kardır düşüncesiyle Pınar’ın tüm söylediklerini harfiyen yapmak adına söylediklerine dikkat kesildim.

“Beril’cim şimdi mümkün olacak en müsait zamanda Kuzey’le konuşmanız gerekiyor. Öncelikle 4 aydır asla onunla konuşmadığınız bu kişinin neden hayatınızdan ansızın çıkıp gittiğini açıklamalısınız. İlk önce ismini söyleyip hatırlatmaya çalışacaksın hatırlamazsa fotoğraflarını videolarını göstereceksin. Ve Gül’ün artık bu eve gelmemesiyle ilgili onun hiçbir hatası olmadığını, Gül’ün onu çok sevdiğini onun çok iyi bir çocuk olduğunu fakat ansızın hastalandığını ve sizlerinde onun iyileşmesini ne kadar çok istediğinizi anlatmalısınız. Güven duygusunun en doğru şekilde oturması için onun çok sevip güvendiği bir kişinin ansızın hayatından gitmesi Kuzey için sevdiğim kişiler hiçbir açıklama yapılmaksızın ansızın hayatımdan çıkıp gidebilir duygusunun yerleşmemesi adına çok önemli.”

Tüm söylenenler harfiyen aklıma kazınmıştı sanki. En kısa sürede bunu hayata geçirmem gerekiyordu.

Bu konuşmanın ardından 7 gün geçti. Ben sürekli içimden sanki Kuzey’e konuşuyormuş gibi pratik yapmaya çalışıyorum. Fakat ben de bu durumdan dolayı o kadar üzgünüm ki kelimeler sürekli boğazımda düğümleniyor. Bir yandan da bu konuşma sırasında Görey’in de yanımda olmasını çok istiyordum. Bugün sabah ailemle yapacağımız kahvaltı öncesinde kanepeye oturmuş fasülye ayıklarken ve Kuzey’de başını omzuma dayamış telefonumla oynuyordu ve kelimeler dudaklarımdan dökülüverdi..

-“Kuzey’cim hatırlıyor musun bizim evimize Gül diye bir ablamız geliyordu. Hani en son beraber tatile gitmiştik o seni çok severdi?”

-“Eveeeeet Güüül biliyoruuum!! Ben Gül’ün balıyım!”

-“!??” Şoka girmiştim. Bu kadar çabuk nasıl hatırlamıştı! Biz 4 aydır asla ismini söylemezken hatta arada ağzımızdan kaçırdığımızda kendimize ölesiye kızmışken Kuzey nasıl hemen hatırlardı?! Hemen şaşkınlığımı üzerimden attım ve devam ettim.

-“Annecim, canım oğlum Gül hala seni çok seviyor, fakat o hasta oldu. Malesef şu an bize gelemiyor. Sen çok iyi bir çocuksun ve bizler onun aramıza tekrar katılmasını çok istiyoruz. İnşallah bir an önce iyileşecek.”

Telefondan kafasını kaldırmış olan Kuzey sanki aylardır bu konuşmayı yapmamı bekliyormuş gibi müthiş bir dikkat ve konsantrasyonla beni dinledi. Ben ise bana ilgiyle baktığı her saniye bu konuşmayı yapmayı nasıl ertelediğimi düşünerek, hatta Pınar beni uyarana kadar yapmayı bile düşünmediğim bu konuşma için kendime daha da çok kızdım. Bana sarıldı ve;

-“Gül hasta olmuş, Kuzey Gül’ü çok seviyor. Gül’de Kuzey’i seviyor” dedi. Ve bunu takip eden dakikalarda ‘Ben Gül’ün balıyım’ , ‘Bunu Gül’de yapardı’ diyerek ara ara onunla yaptığı şeylerden bahsetti.

KUZEY_1 (391)

Hayat koşuşturmasında insan bazen en yakınınki kişiye bile eksik veya hatalı davranabiliyor. Önemli olan etrafınızın konusunda uzman kişilerce dolu olması ve sizlerin onların kıymetli fikirlerini sormanız, dinlemeniz ve uygulamanız. Siz siz olun çocuğunuz yaşını ve aklını küçümsemeyin. Onu koruyacağım derken asla çok daha büyük zararlar verdiğinizi göremeyebilirsiniz. Zaten gerçeklere de gelecek olursak; onu hayatımız boyunca üzülebileceği her durumdan koruyabilecek miyiz?

Sevgiler,

Beril

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.