Daha evvel bahsetmiş olduğum ağlama nöbetlerim yerini daha ciddi sıkıntılara bıraktı. Sürekli depresif bir halim var ve sürekli aklıma kötü şeyler geliyor. Buna asla engel olamıyorum. Tek dileğim bir an evvel düzelmek.
Bu sabah gene bir öncekiler gibi depresif uyandım. Her sabah eşine kahvaltı hazırlayan ben, bu ara bazı sabahlar yatağın içinden bile çıkmak istemiyorum. Bi üşüyor, bi bunalıp yorganı üstümden atıyorum. Sanki aldığım nefes yetmiyor, tabir-i caizse nefes darlığı yaşıyorum. Ve tüm bunların üstüne henüz karnım büyümediği, göbeğimde bir çizgi oluşmadığı için hamile değilmişim gibi geliyor. Hergün yeseniz iyi olur dedikleri yumurtanın kokusuna bir iğrenme geldi ki sormayın gitsin. Tüm bu gel git leri yaşadığım sabah kendimi zorla duşa soktum giyindim ve Didem’e kahvaltıya gitmek üzere yola çıktım. Didem’e gidiceğim için mutluydum ama mutsuz halimden kurtulamamıştım ve dalgındım. Zincirlikuyu’da 3 araba birbirimize çarptık. Yerler buz gibi kayıyordu ve ben duramadım. O kadar çok korktum ki resmen dilim tutuldu. Sürekli aynı cümleyi tekrarlayıp durdum “Çok ani durdunuz neden?” bu soruyu en az 10 defa sormuşumdur. Adamcağız korktu “kızım sakin ol birşey yok” dedi. Benim arabamın önünde hasar vardı, allahtan onunkinde hiçbirşey yoktu. Aceleside olduğunu söyleyip gitti. Fakat tahmin edersiniz ki ben kendimden ve arabamdan çok bebeğim için korktum. Didem’e gidip birşeyler yedim ve 1-2 saat sonra doktoruma gittim. Önümüzdeki hafta pazartesi randevum vardı ve ben 4 gün önce gitmiş oldum.
Nedendir bilinmez son 1 haftadır ne zaman ağlayacak olsam hep tuttum kendimi. Artık nasıl tuttuysam ultrason odasına girer girmez ağlamaya başladım. Betül hemşirenin bana anlattığı herşey de mutlaka ağlayacak birşey bulup gözlerimden yaşlar süzüldü durdu. Endişeliydim, hemde çok. Şu 10 haftanın bir an önce kuş gibi geçmesini diliyorum ve bebeğime bağlanmak istiyorum. Betül hemşirenin söylediği birşey çok etkiledi beni “Bazı anne adayları senin gibi hamile psikozuna girer, çok duygusallaşır birçok şeye ağlar, endişelerini dizginleyemez ve senin gibi bunalıma girerler. Bu kadar senelik iş yaşatımdaki tecrübelerimden farkettiğimse genelde bunu yaşayan kadınlar çok daha anaç, yavrusuna çok daha düşkün, titizlikle bakacak anne adayları olduklarıdır”. O bu cümleyi söylerken tekrar ağlamaya başladım, eşimde hemşire hanım bunları söylerken başıyla onayladı. Evet öyleydim bunu bende biliyordum ama şu an yaşadığım bunalımdan dolayı bunu unutmuş gibiydim. Birinin bana bunu tekrar hatırlatması çok iyi gelmişti.
Ben karakter olarak çok duygusal olsamda her zaman için vücudumda hayali bir düğme olduğunu varsaydım. Mesela o şekilde de sigarayı bırakmıştım ve gene aynı method sayesinde her ne kadar içimde bir canlı olsada birileri bana 10. haftaya kadar bağlanma derse bağlanmam. Allah korusun, beni terketse çok üzülürüm ama asla şu an onunla duygusal bir bağ kurmam. Ama bu annelik öyle garip birşey ki inceden inceye sinsi sinsi ele geçiyor sizi. İlk önce bedenini, sonra aklını ve kalbini. Sen daha ne oluyor demene kalmadan, Didem’in değişiyle ‘kendini unutup, kendinle ilgili olan herşey hayatından çıkıyor ve sadece onun için yaşamaya başlıyorsun’. Ve bu değişim daha rahmine düştüğü ilk günden başlıyor.
Herneyse dediğim gibi odaya girdik ve göz yaşlarımı sildiğim tonlarca peçetenin sonunda doktor geldi ve mini minnacık olan kesemi kocaman olmuş bir şekilde önümde gördüm. Kesemin içinde ise daha evvel görmediğim minik bir beyazlık ve doktor hanım biraz daha yaklaştırdığında o gördüğüm? bi dakka bu gerçek miydi o kıpırdayan şey benim bebeğimin kalbi olabilir miydi? Betül hemşire “hadi doktor hanım Beril çok ağladı biraz da mutluluktan ağlasın, sesini açın” dedi. Ve o an hayat durdu, herkes ve herşey bitti benim için. Gözyaşlarım gözlerimin kenarlarından daha hızlı kayarak yattığım sedyeyi ıslatmaya başladı. Benim minik bebeğimin minik kalbinin sesi tüm odayı doldurdu. Hızlı hızlı güm, güm, güm, güm sesleri kalbimi fethetmeye başladıkça hayatımda dinlediğim en güzel melodiye ait şarkılardan bile 1000 kat daha güzel olduğunu anladım.
Sizlerde benim gibi duygusal dalgalanmalar yaşıyorsanız sakın korkmayın hepsi birgün geçecek ve bebeğimizi kollarımıza aldığımızda dünyanın en mutlu kadınları olacağız…

2 Yorum Var

  1. bağlanamıyorum bebeğime okadar çok sorunlarım varki onun olacağını dusunmek bile istemiyorum onun gunahı yok bılıyorum ama benımde yok bazen gunahsız bile olsan ıstenmeyebiliyosun ama dogarsa hem ben hem o çok buyuk acılar çekcez olmasın keşke dogmasa canı yanmasa onun ben ona bakabılecegıme ınanmıyorum gucum yokkı kendıme bakamıyorum ona nasıl bakcam

  2. hergun ölmeyı düşünurken bıle onun karnımda oldugu aklıma gelmıyor ben yasamak bile ıstemezken kendı canımla mucadele ederken nasıl başka bı cana bakarım nasıl ona dokunamıyacagımı düşünüyorum dokunmak bile ıstemıcem sanırım bı bebek daha dunyaya getırmek ıstemıyorum içimin acısıyla baş edemıyorum bırı benı duysun burdan bana yardım etsın bı doktor ıyı bı doktor 3,5 aylık hamıleyım yapabileceğim hiç bişey yok bi geleceğim bile yok yarınıma inanmıyorum ve sadece ölmek istıyorum bu kadar bencılce yasayan insanların içinde tek bencilliğimi kendimi öldürerek yapmak istiyorum zararı bana olsun ama öbür dünyamdan olmaktan korkuyorum canım çok acıyo 12 saattir hiç durmadan ağlıyorum şimdi bile gözümden akan yaşları görseniz sanki ağlamaya yeni başlamışım gibi arka arkaya dökülüyolar ben napıcam kolumu kıpırdatamıyorum doktora gıdemıyorum bırı benı bulsun yardım etsın bırı bana bu bebek nolcak nasıl bakcam bu duygularla bu bebeğe bi doktor yokmu bana çare olcak

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.