Hoş mu? tabiki değil. Gerekli şartlarda yapılması gerekiyor mu? Kesinlikle.

Aslında bu durum hamileliğimin 5.ayında ortaya çıktı. Prof. Dr. Atıl Yüksel’in yapmış olduğu detaylı ultrason sonucunda bebeğimizin 5 gün kadar geriden geldiğini öğrendik. Bunun normal olduğunu 15 güne kadar görülen geriden gelmelerin bir sorun yaratmadığını söylediler. Normal doktor kontrollerimizde bebeğimizin normal haftasında olması gereken ölçülerinin arası ufak ufak da olsa açılmaya başladı. 7 gün, 9 gün, 12 gün, 15 gün…

Geçen hafta yaşadığım talihsiz olaylar yüzünden daha sık ultrasona girmeye başladım. Blog umda daha evvel de bahsetmiş olduğum erken doğum sancılarım durulmaya başlayınca, bu geriden gelme konusu tekrar gündemime yerleşti. Bazı durumlarda tek bir doktorla yetinmeyip 2-3 doktorunda bakmasının doğru olduğunu düşündüğümden yakın arkadaşım Ece’nin doktoru Cem Batukan’a gittim.
Kendisi baş ve karın çevresinin olması gerektiği büyüklüğükte olduğunun ama bacak boyunun tam 4 hafta geriden geldiğini belirtti. Dünyanın sonu veya felaket miydi? Hayır.. Bu oranların daha da altında doğan onlarca normal bebek gördüğünü söyledi. Ama genede insanın aklına gelen ve çok ufakta olsa ihtimaller dahilinde olan bir rahatsızlık vardı adı; akondroplazi, diğer bir deyişle cücelik. Her 10.000 bebeğin birinde görülen, aileden yani kalıtımsal olmayan, sadece şansınıza denk gelebilecek bir rahatsızlık.

Çevremdeki kadınların yaşadıkları üzücü durumlara verdikleri tepkileri gördükçe aslında ne kadar güçlü bir kadın olduğumu farketmişimdir. Bütün gece saatlerce ağlamam veya kendimi yerden yere atmam ya da “tanrım bu neden benim başıma geldi” deyip allaha isyan etmem. Karşılaştığım durum kötü bir durumsa hemen pozisyon alırım. ‘Demek ki bunu yaşamam gerekiyormuş’ deyip kaderime razı olurum. Bu ihtimali de duymama ve hassas bir hamile olmama rağmen, tabiki en başta her anne/baba adayının yaşayabileceği gibi ufak bir şok geçirmeme rağmen durumu soğukkanlılıkla karşıladım ve neler yapabileceğimizi sordum. Cevap hemen arkasından geldi, doğum olmadan bu durumu öğrenmenin tek bir yolu var; kondosentez. Yani annenin karnından iğne yoluyla girilerek rahminden içinden girip bebeğin kordonundan kan alma işlemi. Bu yapılan test sonucunda bebeğin riski olduğu düşünülen kromozonuna bakılarak rahatsızlığıyla ilgili doğru teşhisi koyabiliyorlar. Genelde bu testi yaptıklarında down sendorumu testini de yapıyorlar. Doktorlar bizim bebeğimiz için de yapılacaklarını söylediler.

Bu işlemin en büyük riski bebeğinizi kaybetme olasılığınızın olması. Oran %1-2. Ama tıp dünyasında bunlar yüksek oranlar. 100 bebekten bir tanesi bu işlem yüzünden kordondan sızabilecek kan, rahminizin delinmesinden dolayı amniyo sıvısının boşalması ve bebeğin kuru kalma durumları, işlem sırasında bebeğinizin hareket etmesi ve iğnenin onada değmesi vs vs. yüzünden hayatlarını kaybedebiliyorlar. Bu yüzden doktorlar sana sorular soruyor, bir sürü kağıtlar imzaltıyorlar. Soru ise şu; “Bu test sonucunda bebeğinin hayatına son vermeye karar verebilirmisin?” Eğer cevabın evet ise bu riski almaya değer diyorlar. Ben bebeğimin hayatını sonlandırmakla ilgili bir karar verememiş olmama rağmen kordosentez için zaten daha bu soru bana sorulurken kararımı vermiştim. Bu testi yaptıracaktım. Doğuma kadar bu soru işaretleriyle yaşayamazdım.

Dr. Cem Batukan’dan sonra akşam üstü tekrar detaylı ultrasonu yapan Atıl Yüksel’e gittik. Kendisi de bu ihtimalin %5 civarında çok düşük olduğunu ama kesin garanti veremediğinden eğer istersek testi yaptırmamın uygun olacağından bahsetti. “Bu gece uyu üzerine düşün, yarın sabah bana kararını söyle” dedi. Ama dediğim gibi ben zaten soru sorulduğunda bu kararı vermiştim. Eşim de bu kararı bana bıraktı, ne olursa olsun yanımda olacağını, kararımı destekleyeceğini söyledi.
Atıl Bey’in yanından ayrılıp eve vardığımızda eşime “boşuna sabahı beklemeyelim arayalım kararımızı söyleyelim” dedim. Atıl Bey’i arayıp kararımızı söyledik ve kendisi ertesi gün sabah 09:00 a Çapa Hastanesinde bu konuda deneyimli ve uzman bir doktor olan Mustafa Kalelioğlu’ndan randevu aldı.
O doktordon o doktora yorucu bir gün geçirdiğimden o gece hemen uyumuşum.. Sabaha karşı uyandım ve 1 saat yatakta döndüm. Testin sonucunun kötü çıkma ihtimali değil de bu işlemin riskleri beni daha çok huzursuz ediyordu. Tüm bu düşüncelerle tekrar uyuyakalmışım.. Uyandığımda kocamla birbirimize gülümsedik, ikimiz içinde zor olacaktı ama güçlüydük. Ne olursa olsun beraberdik ve birbirimizi çok seviyorduk. En önemlisi de buydu.

Elele tutuştuk ve hastanenin yolunu tuttuk. Yapılan giriş işlemleri sonucunda kendimi görüntüsü harika olmayan, soğuk, aydınlatması kötü bir odada buldum. Sağda gördüğüm sedyeye yatmam söylendi. Kendimi o kadar şartlamıştım ve o kadar konsantreydim ki bana tüm denilenleri harfiyen bir robot gibi yerine getirdim. Doktor öncelikle ultrasonla bakacağını plesantadan çıkan kordon yerini tespit ederek iğneyle gireceği yeri belirleyeceğini söyledi. İlk defa gözlerim doldu ama eşime bile belli etmedim. Kendime hep şunu tekrar ediyordum “sen normal doğum yapmayı göze almış bi kızsın, bu incecik iğneden mi korkuyorsun??!!! Hem bebek içinde riski var evet ama ama sen bu ihtimalle doğuma kadar yaşayabilirmisin? Hayır. O zaman dayanacaksın ve bu testi yaptıracaksın. Bitti. Bu kadar.”
Doktora “ben gözlerimi kapatacağım, iğneleri görmek istemiyorum lütfen iğneyi sokarken ve işlem bittiğinde haber verirmisiniz” dedim sadece. “Tamam” dedi. Ve bir süre sonra “yeri belirledim gözlerini kapatabilirsin” deyip hemen arkasından “şimdi ilk uyuşturucu iğneyi yapacağım daha sonrada asıl kanı alacağım iğneyi sokacağım, hazır mısın?” dedi. Çatallaşmış sesimle “Evet” dedim. Gözlerimi kapadım ve iğnelerin giriş çıkışlarını, iğnenin girdiği yerden aşağıda doğru akan sıcak kanımı hissettim sadece. “Bitti” dediğinde gözümü açtım, “nasıl geçti?” dedim. “Benim açımdan bir sorun olmadı ama 2-3 gün kesinlikle yatman gerekiyor, bu işlemin riski 1 hafta sürer bu yüzden dikkatli olmasın” dedi.

Uyuşturucu iğnenin etkisi geçmiş olacak ki odadan çıktıktan bi 2-3 dakika sonra işlem yapılan yerde ağrım başladı.
Kısa bir süre sonra eve vardım ve uzandım. Bu testi 23.Kasım Cuma Günü yaptırdım. Sonucu ise 27-28 Kasım gibi alacağımızı söylediler. Down testi sonucu ise daha geç belli olacakmış. Heyecanla, dualarımızla sonucu bekliyoruz..

Sonucu öğrendik, allahıma çok şükür tüm test sonuçlarımız temiz. Bebeğimin hiçbir sorunu yok ama genede tüm bu yaşadıklarımdan sonra, sağlıkla doğup kucağıma alana kadar emin olamayacağım.
Sadece şunu söyleyebilirim ki hiç birşey uzaktan gözüktüğü gibi değil. Herkes dışarıdan mutlu, sorunsuz gözüküyor olsalarda içinde ne fırtınalar koptuğunu bilemeyiz. Aslında birçok hamile bayan bu yaşadığı tecrübeyi herkesle paylaşmaz sır gibi tutardı. Ama benim bu blog u yazmamdaki en büyük neden bir kadının bu hamilelik süresinde başına gelebileceklerle ilgili diğer anne adaylarına bilgi vermek. Hamileliğin neşeli pozitif tarafları olduğu kadar, bazen böyle yaşanılan tecrübeleri de oluyor. Bazı anne adayları bu süreci güle oynaya sorunsuz, bazıları ise benim gibi daha zorlu geçirebiliyor. 
Ben ne kordosentezi yaptıran ne ilk kadındım ne de son kadın olacağım. Bugün şu an bile yarın kordosentez yaptıracak ve bunun heycanıyla 2 satır daha fazla bilgi için internette araştırma yapan, korkulacak hiçbirşey olmadığını bunu yaşayan insanlardan duymak için google a (aynı benim bir gece önce yaptığım gibi) “kordosentez” yazan anne/baba adaylarına biraz olsun yardımcı olmak istedim. 
Annem “hayatta herşeyin bir sebebi vardır” der. Bende kendisine bu düşüncesinde kesinlikle katılıyorum. Bu yaşadığımız olay benimde bu talihsiz olayları yaşayarak, sağlıklı doğamayan bebeklerin annelerinden hiçbir farkım olmadığını, hepimizin bir allahın kulu olduğumuzu, bu durumun hepimizin başına gelebileceğini farketmemi sağladı. Kısa bir sürede olsa bebeğimin böyle bir sağlık sorunu olduğunu hayal etmemi, kendimi o annelerin yerine koymama sebep oldu. Bilincim daha da arttı. Bebeğimi doğurduğumda özel çocuklara, (engelli değil ‘özel’ demeyi tercih ediyoruz) yardımcı olmak isteğimi daha da pekiştirdi. Belki de en önemlisi görüntüsü, zekası ne olursa olsun Kuzey’in bu çocuklarla mutlaka arkadaş olması gerektiğine karar vermemi sağladı.
Bu işlemi yaptıracak arkadaşım, kardeşim, takipçim; sakın korkma. Çocuğun için söylenen riskler, testin sonucu bir yana vakit yaklaştıkça “acaba canım da çok yanacak mı?” diye düşündüğünü biliyorum. Bunun için utanma! tabiki endişeleneceksin bu senin en doğal hakkın. Ama inan gerçekten hiç acımıyor. Kan aldırmak kadar kolay bir işlem. Yaptırdıktan sonra doktorun dediklerini dikkate al ve dinlen, ayağa kalma. Dua et. Kendine ve bebeğine olan inancını hiç kaybetme. Eğer genede konuyla ilgili sormak istediğin birşey olursa ben burdayım. Bana momsblognote@gmail.com dan ulaşabilirsin..
Tüm hamilelere sağlıklı, mutlu doğumlar diliyorum..

15 Yorum Var

  1. Çok geçmiş olsun. Ben de bir hamile olarak tüm yazını okudum ve bilgilendirmen için teşekkürler. Hayırlısıyla sağlıklı bir şekilde bebeklerimizi kucağımıza alırız inş.

  2. Güçlü duruşunuza ve insanlığınıza hayran kaldım… Kuzey çok şanslı bir bebek. Umarım sağlıkla kucağınıza alırsınız bebeğinizi… Sevgiler

  3. Nasıl sarılmak istedim bir an sana bilemezsin :D, başka kişileride aydınlattığın için güzel bir yazı olmuş. Herşeyi yaşanması gerektiği için yaşıyoruz ZATEN.Öperim sizi

  4. ayyy canım yaaaa, öncelikle maşallah diyorum sana ve kuzey bebeğe.. sendeki bu teslimiyet duygusu herkese nasip olmaz, dualarını hiç eksik etme, ben de sen ve bebeğin için ve tüüüüümmmm bebek bekleyen anneler için dua ediyorum.. inşallah oğluşlarımızı sağ salim kucağımıza aldığımızda bu günleri anıp tebessüm ederiz.. sevgiler..

  5. Merhaba,
    Sizin yazınızı okurken kendi yaşadığım kabus dolu günler aklıma geldi.İnanın çok zor geçti benim için.Ben de bu testi kızım için yaptırmıştım.Allahıma şükürler olsun ki şu an kızım 4 yaşında ve o günler geldi geçti.Allah anne olacak herkesin bebeğini kucağına almasını nasip etsin.İnşallah siz de yaşadığınız üzücü olayları unutursunuz ve sağ sağlim bebeğinizi kucağınıza alırsınız. Sevgiler :))

  6. Kesinlikle çok cesurca ve ne kadar iyi niyetli olduğunuz gösteren bir yazı.. dediğiniz gibi böyle bir durumu yaşayan kadınlarının çoğunun bırakın başkalarıyla paylaşmaları, bu duyguları kendileriyle bile paylaşamadıklarını düşünmekteyim.. İşte siz bu iyi niyetinizin sonucunu bebeğinizin (çok şükür) sağlıklı olduğunu öğrenerek almışsınız. İnşallah sağ salim kucağınıza alırsınız..

    Az kaldı artık, vakitlerimiz yaklaşıyor. Ben 36+5 im şu an, sizinle çok yakındı tarihleriniz.. İnşallah sağlıkla, huzurla alırız bebeklerimizi kucağımıza..

    Şu an düşünüyorum da, ne kadar küçük şeylere üzülüyordum sizin yazınızı okuyana kadar.. yok farklı bi yerden aldığımız beşik mobilyanın yanında kırık beyaz kaldı, yok perde konsepti mobilyaya uymadı.. ne kadar saçma, aslolan tek şey sağlık.. bu farkındalığı duyumsamama yardımcı olduğunuz için de ayrıca teşekkürier,

    Sevgiler..

    Burcu

  7. Hamileliğimin 35.haftasında bir anne adayı olarak yazıklarınızı, güçlü duruşunuza karşı hayranlık duyarak ve gözlerim dolarak okudum. Sizinki kadar zorlu olmasa da ben de bebeğim için endişe duymama neden olan bir takım zorluklarla karşılaşmıştım, neyseki o günler geride kaldı ve artık sizin gibi onu sağlıkla kucağıma alacağım günü bekliyorum.
    Bizleri bilgilendirici ve yol gösterici yazılarınız için çok teşekkürler..
    Sevgiler,
    Burcu

  8. çok geçmiş olsun.. gerçekten bir aile için zor bir deneyim yaşamışsınız. İnşallah Kuzey bebeği sağlıkla kucağınıza alırsınız. Bloğunuzda bu deneyiminiz bu kadar güzel anlatmanız diğer anneler için gerçekten çok yararlı olacağınız düşünüyorum.
    sevgilerimle

  9. Gözlerim dolu dolu okudum yazınızı, bazen hayatta böyle sınavlardan geçmek zorunda kalıyor insan ama çok şükür hiç bir problem kalmamış. Çok az kaldı doğumunuza inşallah sağlıcakla alacaksınız Kuzey bebeği kucağınıza ..
    Dualarımız Sevgilerimiz Sizinle ..

  10. Geçmiş olsun. Allah’ım sağlıkla bebeğinizi doğurmayı nasip etsin. İnşallah bebeğiniz de sağlıklı olacak. Dualarım sizinle.

  11. O kadar iyi kalplisinki Allah senin o kalbinin guzelligi kadar mukemmel ve saglikli bir bebek verecek insallah sana.Herkes hayatinin belirli donemlerinde sınaniyor.Dış gebelik amelyati gecirmis biri olarak bundan sonraki bebegim icin aklimdan gecen milyon sorular var 🙁 Deneyimlerini paylastigin icin tesekkurler.Bundan sonra hep mutlu deneyimlerin olsun onlari yazarsin insallah bize

  12. Selamlar…Yazınızı okurken yakın zamanda yaşadıklarım canlandı gözümde…Zor bir hamilelikten yeni çıktım ve 35. haftada (27 Ekim) erken doğumla oğluşumuzu kucağımıza aldık…Plasenta yaşlanması sebebiyle bebeğimdeki gelişim eksikliğinin sizinki gibi gün değil 2-3 haftaya dayandığı oldu…Çok şükür bebeğimiz küçük doğması dışında hiçbir sorun olmadı ve eksiğimizi şimdi fazlasıyla kapatıyoruz ama erken doğum riskiniz varsa hiçbir sancınızı atlamayın…Bu şu sancıya benziyor amaaan geçer demeyin…Kendimizi acilde bulduğumuz pek çok sancımızın gaz sancısı olduğu söylendi ama doğumun olduğu akşam herzamankinin bindebiri,gaz sancısına benzer bir ağrıyla gittiğimiz acilde NST cihazında tavana vuran sancı son seviyedeydi ve gazla uzaktan yakından alakası yoktu doğum süreci başlamıştı,hiç hissetmiyordum ve endişe edip gitmemiş olsaydım bebeğim oksijensizlikten hayatını bile kaybedebilirdi…Moralinizi bozmamak adına olumsuz bu deneyimimi yazıp yazmamakta kararsız kaldım ama benim açımdan bu paylaşılması gereken bir deneyim …

    Umarım bebeğinizi vaktinde ve olması gerektiği şartlarda kucağınıza alırsınız 😀

  13. Gözlerim dolarak okudum ama sonucun iyi olmasına çok sevindim inşallah sağlıkla kucağına alırsın canım bend hamileliğimde bi sorun yaşamıştım teşhiş koyamamışlardı o beklemenin ne olduğunu iyi bilirim ama bebişin çok şanslı senin gibi cesur bir annesi var

  14. Gebeliğimin 15. haftası ve yazınızı okurken gözyaşlarıma engel olamadım. Ben de nifty test yaptırdım ve sabırsızlıkla sonucu bekliyor, sonucun iyi çıkması için dua ediyorum. Allah hepimizin yavrularını korusun.

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.