Bugün Z kuşağının anneleri olarak Bilişim Zirvesi ’12 kapsamında Mom-z ‘ de bir araya geldik. Bende doğumuna yaklaşık 14 hafta kalmış bir anne adayı olarak konuyla ilgili bilgilenmek ve benim gibi blogları olan anneler ile bir araya gelmek istedim.
Haliç Kongre Merkezi’ni 1 saatte döne döne bulamadığım için malesef sabah oturumunu kaçırdım. Vardığımda Mom Central Consulting (www.momcentral.com) firmasının CEO su Stacy De Broff sahneye çıkmak üzereydi.
Tüm konferans ile ilgili aklımda kalanları katılmak isteyip katılamayan veya okuyup konuyla ilgili bilgi sahibi olmak isteyen takipçilerim için paylaşmak isterim.
Stacy konuşmasına kuşaklarla ilgili başlıklar atarak başladı. Şu an için konuşulan ve bahsi geçen üç tane kuşak var; X, Y, Z.  Z kuşağı yeni jenerasyon annelerin çocukları, Y kuşağı bizim gibi genç anne ve anne adayları, X kuşağı ise bizden evvelki jenerasyon.
Amerika’da yapılmış olan araştırmalara göre, biz Z kuşağı annelerinin %90 ının Facebook account u var. Yeni nesil anneler eski kuşaklara göre çok daha bilinçli ve araştırmacı. Bunun yanında gene Amerika’da 4 milyon annenin blogu var.

Markalar her ne kadar reklamları için yüzlerce milyon dolarlar harcasalarda, artık tüketiciler markalara güvenmiyor çünkü her zaman reklamlarında “biz sizin için en iyisiyiz” diyorlar. Şimdilerde insanlar başka insanların tavsiyelerine, deneyimlerine inanıyor. Bu aşamada da blogların ve sosyal medyanın önemi artıyor.
Z kuşağının anneleri piyasada yer alan markaların çeşitliliğinden dolayı, her ürünü araştırıp, okuyup öyle satın alıyor. Çocukları için bir takım ürünleri denemiş ve memnun kalan/kalmayan digital annelerin yazıları ve fikirleri ise bu aşamada çok daha önem kazanıyor. Eskiden sosyal medya da yazdığın bir yazı bu kadar çabuk yayılmadığı için markalar çok fazla önemsenmiyordu. Fakat şimdilerde bu konu en büyük markaları bile korkutuyor.

Bu konuyu örneklemek gerekirse; bildiğiniz gibi Pampers Amerika’nın en çok güvendiği, en eski bebek bezi markası. P&G bir süre önce 100 milyon dolar civarı bir para harcayarak Pampers’a rakip olacak Drymax adında bir marka kuruyor. Yapılan çalışmalar sonucunda Drymax markalı ürünler piyasaya çıkıyor ve anneler deneyip kullanmaya başlıyor. Bir süre sonra bu bebek bezinin pişiğe yol açtığını ve bebeklerde/çocuklarda rahatsızlık verdiğini gözlemliyorlar. Facebook, blog ve diğer sosyal mecralarda bu markayla ilgili şikayetlerini dile getiriyorlar. P&G firması ise bunun üzerine bir grup blogger ı ve basını bir organizasyon yaparak bir araya getiriyor. Bilim adamlarının yapmış oldukları çalışmaları belgeleriyle sunuyorlar. Fakat tüm bu açıklamalara rağmen aileler şikayet etmeye devam ediyor ve Drymax i kullamayı bırakıyorlar. Bunun üzerine ise milyon dolarlık yatırım kapanıyor ve ürün satıştan kaldırılıyor.
Bu örnekte de göreceğiniz gibi anne blogger ların gücü gerçekten çok fazlaEtkisi o kadar büyük ki tüketiciler ‘bilim bizim yanımızda’ diyen, belgeleriyle tüketicinin karşısına çıkan P&G gibi büyük bir firmaya bile inanmıyor. Bunun yerine ürünü kişisel olarak deneyip, tecrübelerini bloglarında ve sosyal mecralarda paylaşan blogger annelerine güvenmeyi tercih ediyor.

Yapılan araştırmalar önümüzdeki 2 yıl içinde, Z kuşağının annelerinin kendi aileleri için aldıkları tüm satınalma kararlarının yanında, kendisinden önceki kuşak olan X kuşağı içinde bu kararları alacakları yönünde.
Eskiden X kuşağı anneleri marketlerde sınırlı sayıdaki üründen birini seçip satın alıyordu. Şimdiki anneler ise ürünlerin üzerindeki etiketleri okumadan, o kelimelerin ne anlama geldiğini araştırmadan satın almıyorlar, evlerine sokmuyorlar ve çocuklarına yedirmiyorlar.

Tüm bu araştırmaların ve bilgilendirmelerin iki amacı var aslında. Hem anneleri bu kuşakları en doğru şekilde yetiştirmelerine yönelik davranmalarını sağlamak, hem de Z kuşağı çocuklarını doğru algılamak. Unutmamalıyız ki; X ve Y kuşağı anneleri küçükken ipad ler ve bilgisayarlar yoktu. Fakat Z kuşağı çocukları tam da bu teknolojinin içine doğuyorlar ve bunlarsız hayatın ne demek olduğunu bile bilmiyorlar. Onları maksimum düzeyde anlamak ve bizimde onlarla büyümemiz gerekiyor.

Başka bir bilgi ise; her ne kadar teknoloji bu seviyedeyse bile Teknosa’nın yapmış olduğu bir anlaşmaya göre Türkiye kadın nüfusunun %42 si bilgisayar kullanmayı bilmiyor. Teknosa bir takım şehirlere gidip kadınlarımıza bu eğitimleri vermiş. Hala da vermeye devam ediyormuş.

Digital dünyada çocuk ve anne konularının etkisi o kadar büyük ki Limango’da bu konuyla ilgili önemli bir verisini bizlerle paylaştı. Limango, sitesinde ‘kids’ bölümü açıp çocuk/bebek ürünlerini ayrı bir kategoride satışa sunmaya başlasıktan hemen sonra Limango kids blog unu açıyor. 2 gün içinde 10.000 tık alan blog, sosyal mecralarda çocuklarla ilgili konuların ne kadar çok okunduğunun rakamsal bir örneği oluyor.

Tüm bu konulara ek olarak Mom-Z nin en büyük sponsoru olan Banvit’den gelen Timur Karaman, biz anneler için güzel bir haber verdi. www.banvitburada.com diye bir web sitesi açmışlar. Bu sitede çocuklarınız ve aileniz için güvenli, katkısız Banvit ürünlerini satın alabiliyoruz. Hatta tüketicilerine iade hizmeti de veren Banvit, verdiğiniz siparişi kapınıza kadar getiriyor. Denemekte bir fayda var diye düşünüyorum..
Gene sosyal mecranın piyasadaki etkisine bir örnekte Teknosa’dan geldi. Bir süre önce Teknosa çok beğenerek yayınladığı bir reklam çekmiş. Gösterildiği gün twitter da çok konuşulmuş ve bütün yorumlar hep hedef kitlenin beğenmediğine yönelikmiş. Ertesi gün tekrar aynı reklamı yayınlayan Teknosa, gene kötü bir tepkiyle karşılaşınca reklamı yayından kaldırmış. “Eğer sosyal medyanın bu gücü olmasaydı piyasada tüketiciler tarafından beğenilmemiş reklamı 2 değil 10 gün yayınlıyor olacaktık” diyor Bülent Gürcan.

Panelin 2.bölümü daha keyifli ve renkliydi. Habertürk & hthayat dan Pınar Reyhan Özyiğit, Parents dergisinden Nora Romi, Posta gazetesinden Nilüfer Kas, CNN Türk den Özge Uzun ve Happily Ever After’in sahibi Ayse Kucuroglu’nun katılımlarıyla renklenen panelde; zaman yönetimi, anne olarak teknoljiye bakış ve her birinin hayatlarında teknolojinin nasıl bir yeri olduğu konuşuldu. Bu bölümde benim en çok beğendiğim konuşmacılar; Özge Uzun ve Ayşe Kucuroğlu oldu.

Özge Uzun özel ilgili isteyen dünya yakışıklısı Dağhan adında bir oğlu olan çok güçlü bir anne. Teknoloji her ne kadar elimizin altında olsada, çoğu istediğimiz bilgiye Google’dan ulaşabiliyor olsakta Özge, Dağhan doğduğunda yaşamış olduğu sorunlarla ilgili internette hiçbir bilgiye rastlayamamış. Bu yüzden de oğlunun güzel gözlerinden yola çıkarak http://mavigozlukucukdev.blogspot.com/ adındaki blogunu açmış. Burdan hem sağlıklı bebeği olan annelere ne kadar şanslı olduklarını hatırlatan kendi tabiriyle ‘cimdikler’ atıyor, hemde kendisi gibi bu olayı yaşamış annelere destek oluyor. O kadar güçlü ve sağlam bir duruşu vardı ki kendisinden çok etkilendim. Parmağının ucuyla bütün dünyayı yönetebilecek bir kadın. Kendisinin özellikle üstüne basa basa bizlere söylediği ve benimde mutlaka sizlere iletmeyi istediğim bir konu var. Özge’nin ağzından;
-“Eğer sağlıklı bir çocuğunuz varsa, parkta, bahçede, yolda özel ilgi isteyen başka bir çocukla karşılaşırsanız ilk önce siz gidip başını okşayın. Çocuğunuzla tanıştırın ve arkadaşlık etmelerine sebep olun. Çünkü çocukların kalbi o kadar aklında ki onlar bizim gördüğümüz bir takım detayları görmüyor.”
(Belki böylesi çok daha iyi, keşke hepimiz bu konuda hep çocuk kalabilseydik). Kısaca özel ilgi isteyen çocukları sevin ve toplumdan dışlamayın.. Özge’nin blogunda da göreceğiniz gibi Dağhan dünya tatlısı bir çocuk, onu görür görmez seveceğinize eminim 🙂

Ayşe Kucuroğlu ise 5, evet tam 5 çocuk annesi fıstık ötesi bir kadın. Bebek’de Happily Ever After diye bir kafesi var. Benim kişisel olarak çok beğendim, sık sık gittiğim bir mekan. Ayşe, doğru zaman yönetimi ve organizasyon becerisiyle 5 çocuğu ve kafeyi ayağının ucuyla her kadının idare edebileceğini söylüyor.
Kendisinin teknolojinin ne kadar hayatlarımızın içine kadar girdiğiyle ilgili çok komik bir anısı var. Sizlerle de onun ağzından paylaşmak isterim;
-“Çocuklarımdan birini Amerika’da doğurdum. Doğumdan sonra çevremdekilerle ne zaman bu konuyu paylaşsam, birçok insan benim için üzülür ve;
-“Ailen yanında değilken tek başına bunun altından kalkmak, bambaşka bir ülkede olmak ne zor olmuştur” diye kaygılanırlardı. Bende bu şekilde yorumlayan insanlara hep şu anımı anlattım; “Doğum sırasında birçok kadına göre hiç yalnız değildim, aksine sevdiklerimle beraber doğum yaptım. Çünkü normal doğum yaptığım sırada yanımda 2 laptop, laptop lar da skype (görüntülü konuşma) açıktı ve kamera aracılığı ile annemde bizi izliyordu. Doktor 1-2-3 push (it) dediklerinde annem heycanlanıp “acaba fazla mı ıkındı bu sefer?!!” diye heycanlanıp, doğumun her anına şahitlik edebilmişti :)”
Ayşe Kucuroğlu’nunda esprili anlatımıyla, teknolojinin hayatlarımızda geldiği son noktayı örnekleyen bu hatırası çok hoşuma gitti.

Blogger Box da ise hepimizin yakından tanıdığı yada tanıması gerektiğine inandığım Devletşah (http://www.devletsah.com/), Ayşe Tolga ve Yeşim Mutlu (http://www.yesimmutlu.com/ysmblog/) bizlere blogger anneleri olarak yaşadıklarını ve konuyla ilgili düşüncelerini paylaştılar. Devletşah’ın oglu Sufi ise sevimli halleriyle konuşmaya renk kattı.

Yazım bu sefer uzun oldu, umuyorum sıkılmamışsınızdır. Koca birgünün özeti malesef ancak bu kadar kısa olabiliyor 🙂
Umuyorum katılmak isteyip katılamayan, başka şehirlerde, ülkelerde yaşayan anneler için bu yazım faydalı olmuştur.

Konferansın en eğlenceli kısmı ise Profilo’nun bizlerle paylaştığı viral reklam kampanyalarının videolarıydı. Aşağıda sizler için paylaşıyorum, beğeneceğinize eminim 🙂

7 Yorum Var

    • Paylaşımınız ve beğenileriniz için çok teşekkür ederim, bu reklamda çok güzeldi hakikaten 🙂
      Bulursan bana da haber ver, çok güzeller 🙂

      Çok sevgiler,
      Beril

  1. Ben de gitmek istemiştim ama gidemedim, çok teşekküler bu sebeple, iyi ki uzun uzun yazmışsınız! 🙂

  2. yazı da anlatımla harika olmuş gitmiş kadar oldum bende..mom z merak ediyordum aslında..biz z lerinde tek dezavantajı çocukların bile facebook gibi twitter gibi ağlarla çok erken buluşuyor olması ve maalesef ailelerinde bunu onaylaması.çok karışık durumlar ..sevgilerr

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.