Her anne doğum yapmadan hamileliğinden önce ve hamileliği sırasında bol bol atıp tutar. Hem başka annelerin yaptıklarından yola çıkarak bu söylemlerde bulunurlar, hem de kendi akıllarınca bir mantık yürütürler. Peki iş o atıp tuttuklarını uygulamaya geldiğinde ne olur? İşte bu liste doğumdan beri aklıma geldikçe not aldığım ve çocuğumu büyütmeye devam ettiğim müddetçe eklemelerim olacağı “yiyip yuttuklarım” listesi 🙂

1. “Tv nin bulunduğu bir ortamda asla bebeğimi tutmayacağım”

Hayal; Arka fonda klasik bir müzik çalmaktadır, anne yarın yapacağı veya yaptıracağı yemek tariflerine göz gezdirirken, baba da Dostoyevski nin bir romanını okumaktadır. Bebekleri ise büyük bir mutlulukla çalan klasik müzikle zekasını geliştirmekle meşgüldür. Efendim? A tabiki bu ideal aile karemizde yanan bir şömine ve önünde huzurla uyuyan bir golden retriever da vardır.

Gerçekte; eve geldiğimin 6.günü falandı. Yatak odam, Kuzey’in odası, göğüslerimin acısı, emzirme, sağma derken dağılmış hayatımın arasından bir ışık gördüm. Evet evet yanlış duymuyordum bu içerden sesini duyduğum hani şu adına televizyon dedikleri ses ve görüntü iletebilen çağımızın en etkili iletişim aracının sesi olabilirmiydi? Salona girdim ve 3 günde hastanede tv izlemediğim düşünülürse 9 gündür görmediğim o capcanlı renklerle beni benden alan ekrana bakakaldım. Ordaki sesleri duyarken ve izlerken kendimi çok sosyal hissettim 🙂 Şimdi ki durumumuz ise yan kanepeye serdiğim örtünün üzerinde uyuyan Kuzey ve diğer kanepede tv izleyen, birlikte vakit geçiren anne ve baba. İnanın çok mutluyuz 🙂

2. “Çocuğumu asla sallamam”

Hayal; Büyük özenle yaptırdığınız odasında anne ve babası olarak akşam banyosunu yaptırırsınız. Ve bebeğiniz herkesin söylediği gibi suyu çok sever. Neşeyle kahkahalar atmaktadır. Siz ise babayla birbirinize sular sıçratarak romantizmin doruklarına çıkarsınız. Bebeğinizi neşeyle bornozuna sarar, giydirir, yatağın yanında durup mutlulukla onu seyredersiniz. Oda huzurla size gülümser. Bu sefer arka fonda çalıştırdığınız dönencesinden yükselen melodiler vardır. Yanağına sıcacık bir öpücük kondurursunuz ve bebeğiniz yatağında uyur.

Gerçekte; Tüm doktorların ve hemşirelerin söylediğinin aksine sizin bebeğiniz bir türlü suyu sevmez. Önceleri baba tutar suya sokar, son seferlerde de anne tutup denemiştir. I-ıh fayda etmez. Bebek ısrarla çığlığı basıyordur. Anne ve baba sürekli birbirlerine “kafasını tut” “ama aşağıdaki kirli suya sokma yukarda tut biraz şu çocuğu”gibi anti-romantik cümleler sarfederler. Ve evet arkada klasik bir müzik çalıyordur ama büyük ihtimalle kendi sesleri o müziği bastırıyordur. Bu arada bazı anlarda anneyle baba o kart sesleriyle o an kendi uydurdukları bir şarkıyıda çocuğa söylemeye başlarlar. Tüm sesler ve müzikler birbirine karışır. Oda tam bir kaos halidir. Anne kişisi, babanın endişeli cümleleri yüzünden ter içinde kalmıştır ve 5 dakika sonra bir banyo rituelinin daha sonuna gelinmiştir.

Bebek bornozuyla sakinleşsin die hemen emzirilir, baba ise o sırada etrafı toplar. Bu sırada her banyo sonrası olduğu gibi durum kritiği yapılır eksiler artılar değerlendirilir. Bir sonraki banyonun daha iyi geçeceğine dair motivasyon tam bir şekilde banyo konusu kapatılır.

Anne bebeği giydirir ve salona geçerek biraz olsun kafasını dağıtmak için tv karşısında emzirir. Hatta bebek memede sızana kadar emzirir çünkü anneninde yemek yemesi gerekiyordur. Babayla yaptıkları en büyük paylaşımlardan biri beraber yemek yemek olmuştur. Bu yüzden en azından şu akşam saatlerinde bebeğin uyuması şarttır. Bebeğimiz her zaman malesef meme de uyuyakalmaz. Bunun üzerine baba kucağına alır salonda turlamaya başlar. Ağlamaya başlayan bebeğimizi susturucak tek çözüm ayakta yürürken bir yandan da sallanmaktır. Sırtınızın ikiye ayrıldığını hissettiğiniz o ana kadar pışpışladığınız bebek uykuya daldıktan sonra eve giren hırsız edasıyla parmaklarının uçlarında yan kanepeye yüzustü bir şekilde bebeğinizi yatırırsınız ve uyanmaması için dua edersiniz. Şimdi ki durumumuz ise; ben nerdeyse eve hamak yaptırmayı düşünüyorum. Uyusunda nasıl uyursa uyusun mantığından yola çıkarak sallarımda işe yarayacağını bilsem baş aşağı bile tutabilirim 🙂

3. “Benim uykum bölünüp de bir defa uyanırsam bir daha asla uyuyamam”
İnsanların bebekleri olmadan önce daha şımarık bir hayat yaşadıklarını düşünmeye başladım. Eskiden gerçekten uykum bir defa bölündü mü bir daha asla uykuya dalamazdım.

Gerçekte; Gecede 2-3 defa uyandığım Kuzey’in altını değiştiriyorum, emziriyorum, gerekirse kendimi sağıyorum ve yatağa döndüğümde, başım yastığa değmeden uykuma kaldığım yerden devam ediyorum 🙂

4. “Çocuğumu asla koltuk tepesinde uyutmam, benim çocuğum yatağında yatmaya alışacak”

“Uyusunda, isterse damda yatsın!” diyorum ve bu konuyu kapatıyorum 🙂

26 Yorum Var

  1. Çok olmuş yazın 🙂 henüz çocuğum yok ama eğlenerek okudum. Aaaa birde Allah yardımcınız olsun annelerin işi çok zor.

  2. 25 haftalık hamile olarak yazdıklarınızı gözlerim büyüyerek okudum. İçinde annelik içgüdüsü hala gelişmemiş olan ben, bakalım tüm bunlarla nasıl başa çıkacağım. İşin hayal kısmına kaptırmamış olsam da yazdıklarınız yerine kendimi koyunca hafif bir ürperme ve korku filmlerindeki fon müziğini duymaktayım. Neyse iç hesaplaşmama son verip, size bebeğinizle mutlu ve bol uykulu günler dilerim.

  3. banyo konusunda kendi tecübelerimi paylaşmak istedim. ilk doğduğu andan itibaren yardım edecek herhangi bir büyüğümüz yanımızda olmadığından tüm banyoları kendim yaptırdım. başlarda babası da yardım ediyordu ama birkaç seferden sonra tek başıma ve her gün. Yabancı videolarda bebeği su dolu küvete sokarlar, o suyla yıkayıp durularlar kirli su temiz su ayrımı yoktur. Ben de öyle yaptım her zaman, ilk zamanlar sadece çıkmadan önce başından aşağı ayrıca kovadan temiz su döküyordum. Küvetine su dolduruyorum, süngeri koyuyorum içine ve suya dalmış şekilde yatarken sadece başını hafifçe kaldırıp yıkıyorum ve 10 aydır neredeyse hiç ağlamadı banyolarında çok seviyor.Bu videodakine çok benziyor benim yıkama şeklim http://www.youtube.com/watch?v=YIAtLr0Mzf4&feature=youtu.be

  4. Her bebek kendi kitabıyla doğuyormuş bende bunu öğrendim 🙂 boşuna okumuştum demicem hamileliğimde kitap ama öyle yönlendiriyorlarki minicik boylarıyla ama herşeye değer….

  5. ne güzel bir yazı olmuş keyifle hatta kahkaha ile okudum.çünkü hepsi nasılda doğru tespitler böyle.Allah kolaylık versin iyi hatırlıyorum o günleri,heleki gaz sancıları varsa odaha da beter.ne diyelim canım Sılanın şarkısında dediği gibi oluruna bırak her neyse geçer..tatlı miniiğin kendi cumhuriyetini kurar sende ona uyarsın:))kolaylıklar diliyorum

  6. Şöyle bir kaç yıl öncesine gidiverdim.Yazınız beni gülümsetti.Birkaç yıl sonra sizde bu anları gülümseyerek hatırlarsınız muhtemelen.Bende çocuk kitaplarının hepsini yalayıp yutmuştum resmen.Ama her çocuğun dili farklı.En iyisi kendi çocuğunuzun dilini keşfetmek, daha çok işe yarıyor.

  7. :)))))) Çok güldüm yaaa! İlahi Beril :))) Ya böyle işte Gerçekler acıdır:)
    Aynı tecrubeleri hepimiz yaşamışız sanırım.
    Kafamızda kurduklarımız ve pratikte yaşadıklarımız taban tabana zıt maalesef.
    Ama inan uykusuzluğada alışılıyor, her ortamda pratik bir şekilde emzirmeyede,
    giydirmeye,yıkamaya…herşeye..
    Yeter ki onlar iyi olsun, biz herşeye alışıyoruz eninde sonunda :))))

  8. :))) çok doğru valla gülerek okudum. Uyusun da nasıl uyusun aynen öyle 🙂 romantik su sıçratmalar falan hep bize öyle gösteriyolardı ama dimii 🙂

  9. Anne olan her kadın aynı yoldan geçiyor demek… Annem biraz burnundan getirecek bir şey yapsam ” anne olunca anlarsın” derdi.
    Şimdi diyorum ki olmadan anlayamayacağımız tek şey Annelikmiş gercekten 🙂
    Bu arada bebişin ne istiyorsa onu yap neden yapıyorum diye de düşnme, üzülme, emin ol hepsinin bir sonu var. Br yere kadar sallıyorsun, bir yere kadar kucağında taşıyorsun, belli bir zamana kadar sizinle uyuyor sonra hepsi geçiyor, bitiyor. Tadını çıkar 😉
    Sevgiyle kal…

  10. yazını sürekli sırıtarak okudum çünkü kendimi gördüm kurallar bölümünde:)henüz hamile değilim ama yine de kadın olarak öncesinden düşünüp kafamızda bir sürü plan yapıyoruz ya …şunu yaparım,bunu yapmam,bunu kesinlikle yapmam diye..uygulama konusunda zıtlıklar olabiliyormuş demekki:)

  11. :)) ayy ne güldüm okurken, Berilcim sanki bizim evimizi yazmışsın.Ama tabi biz artık geçireli çok oldu, biz bu olayları 3 ayda atlattık.her bebek farlı oluyor tabiki, e tabi şimdiki sorunlar daha farklı oluyor.İnşş siz en kısa sürede sakinleşip, rahatlarsınız.allah kolaylık versin 🙂 sevgiler canım.

  12. siz gerçekten çok gerçekçi bir annesiniz. ve böyle bir anne olmak, hayal edilen anne gibi olmaktan çok güzeldir kesinlikle. :))

  13. bu kadar güzel bir deneyim yazısı okumamıştım:) gerçekten tüm hayal cümleleri aynı. ama gerçekte onların olmayacağını insan hamileyken çok kestiremiyor… yazdıklarınızı okuyunca annelik böyle birşey diyor insan:) elinize sağlık…

  14. Hepimiz aynı büyük lafları söyledik ve yuttuk. 🙂 Sen daha dur… ayaklanmaya başladığı zaman başlıyor asıl macera…

    Bu arada apeydir takip ediyorum sen aldın kucağını bebişini sıra bana geldi son 4 haftam kaldı. 🙂

    Mutlu günler…

  15. Ben de vakti zamanında çok idealist bir anne adayıydım.
    Fakat anne olunca bütün hayal baloncukları bir bir iğneyle patladı. Bebeğim 4 aylık olmak üzere ve ben artık herşey yapılabilir mantığıyla kendimi fazlada kasmamam gerektiğini öğrendim 🙂
    Herkes bir gün pes eder , her bebek kendi kitabını yazar .. Bol sabırlar diliyorum :))

  16. Bende çok güzel hayaller kuruyorum 😀 Allah ım sonumu hayır etsin …
    Modern yöntemlerle büyüyeceek benim bebeğim sözüm ona 🙂

  17. Yazınızı şuan için eğlenerek okudum ama biliyorum ki 4-5 hafta sonra bende günümü göreceğim 🙂 35 haftalık hamileyim.Tüm annelere sabır diliyorum :))

  18. Kesinlikle katılıyorum 🙂
    Bu hayallerin tamamını,daha fazlasını kurdum,büyük büyük konuştummm şimdi hepsini yutuyorum 🙂

  19. birçoğuna katılıyorum, ama sallama konusunda ben de halen direniyorum.. bakalım kim kazanacak? :))

  20. Kahkahalarla guldum😂 cok guzel tespitler ve harika bir anlatim. Tebrik ederim👍

Yorum Yaz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.